19 Temmuz 2012 Perşembe

DÜŞÜNMEK VE HİSSETMEK



           Düşünme yetisi insanın gelişimi ile bağlantılı olarak sürekli gelişen insani bir özelliktir.Hissetme duygusu ise her insanda farklı oranlarda kendini gösteren bir olgudur. Hissetme duygusu insanın hayvani yanının gelişen bir yanı olmasına karşın, düşünme tamamen insanidir. Bu iki kavram birbirine zıt iki kutbu gösterir gibidir. Bu yüzden insan ve toplumları tahlil etmede bu iki kavramı yorumlamak yararlı sonuç verebilir.

           Her iki özelliğin olumlu kullanılmasının  eşsiz yararlarını görürüz günlük hayatta. Düşünmeden yapılan bir hareket ise insanın başına kötü sonuçlar getirir. Aynı şekilde korku hissi, sevgi hissi olmasaydı insan ne hale gelirdi bilemeyiz. Bunlara benzer pek çok örneği hepimiz çoğaltabiliriz. Burada şu soruyu ortaya atarak konuyu açalım. İnsanlar yaptıklarının ne kadarını düşünerek ne kadarını ise  hissederek yapmaktadır? Bu temel soru bence her toplumda farklı sonuçlar verir. Toplumun temel yapılarından, siyasi örgütleniş, eğitim sistemi ve dini yapılar(bunların yanında kuşkusuz birçok etken de belirleyici vasıftadır)  bu iki özelliğin ne oranda kullanıldığını belirlemektedir.

            Batı toplumları aklı kullanma kısmında bir miktar konuya farklı bakmışlar ve aklı teknik alandaki gelişmeye yönlendirmişlerdir. Başarılarının sırrı buradadır.Düşünme dediğimiz  hususta diğer toplumlar da birçok başarılara imza atmışlar ancak işin hakkını verenler batılı toplumlar olmuştur.

            Hissetme ile ilgili hiçbir toplumun diğerinden daha üstün olduğunu söylemek için elimizde bir veri olmadığı kanaatindeyim. Ancak bu konudaki kişisel yorumum şöyle: Hissetme tek başına ele alındığında yeterli olduğu düşünülebilir. Günlük yaşamda bir insan için yeterli olabilen bu yeti uzun vadede başarı için yetersiz kalmaktadır. Burada aklı onun yanına katmamız gerekmektedir.

            Batı toplumlarında aklın önemi aşırı abartılmıştır.Kanımca şu an ki sıkıntılarının kaynağı da budur diye düşünüyorum. Yarattıkları medeniyete  aşırı güven içindeler. Ancak belli bir zaman mutlu olmaları için yeterli olan medeniyetleri , şu an için çatırdamaya başlamış durumda. Oluşan parasal bir medeniyetti ve maddi sorunları çözmede yeterli sonuçlar verdi. Ancak her şeyin maddiyat olmadığını anlamaları birkaç yüzyıl sürdü. Doğu toplumlarının yaratılan mekanik üretim koşullarını taklit etmeleri ve geliştirerek daha kaliteli ve daha ucuz üretimin mümkün olduğunu ispatlamaları ,batının medeniyetinin çatırdamasında çok etkisi oldu. Batı bir yere kadar pozitif etkilediği üretim sistemini savaşlar ve işgallerle kirletmese idi bu kadar kötü bir imaj kazanmazdı kesinlikle.

            Çok karmaşık bir yapıyı bu kadar basit anlatmak benim gibi bir cahilin yapacağı bir iştir sanırım. Bunu ben de kabul ediyorum. Ancak yapmak istediğim hayatı tek boyutlu değil en az iki boyutlu görmenin önemini anlatmak istedim. Yıllarca sağ-sol kavgası yapıldı. Sağ-sol kavgasındaki cahillik ile anlatmak istediğim konudaki cahilliğin birbirinden hiç farkı yok. Hayatı tek doğruya indirme çabasıdır hepsinin temeli. Karşısındakini yok etme çabası aslında kendini yok etme çabasıdır. Hayatı durdurma çabasıdır. Bir anlamda ölüm ve yok olmadır.

           Sentez yapma gayreti içinde de değilim.Sentezin yanlışlığından değil,sentez çabasında  her insanın olaya kişisel bakış açısını katacağından korkarım  O yüzden kişisel görüşten çok olaylara geniş açıdan bakmanın yararını takdir etmişimdir hep. Konulara taraf gözü ile bakma yanılgısına düşmeme gayreti içinde olma da denebilir benimkine.

           Bu anlatılanları bir potada eritir isek bu karakterde bir insanı yakın tarihimizde görebiliriz belki. Kişisel başarılarını toplumuna mal edip kendisinin putlaştırılmasına asla izin vermeyen, kendinde üstün meziyetler görmek isteyenlere asla iltifat etmeyen, bilmediği her konuyu araştıran, araştırılmasını isteyen, çalışkanlığı ve konulara getirdiği yorumlarla hala gündemde olan ve bizden biri olmayı , yanımızda olmayı bir iltifat olarak değil bir ihtiyaç olarak düşünen bir kişi geldi , yaşadı ve izler bırakıp ayrıldı diye düşünüyorum.

          Bizler gibi hisseden, düşündüğü ve uyguladığı gibi hayatı anlamamız gereken o insana sonsuz teşekkürler.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder