18 Ağustos 2012 Cumartesi
Acıyı bal mı eylemeli ya da kan davasına mı dönüştürmeli?
Çankaya Belediyesi 2 Temmuz 1993 yılında Sivas'ta ölen insanlar anısına bir Anıt Park projesini gündemine aldı ve parkın yapım çalışmalarını başlattı. Ölen insanların aileleri açısından gurur verici bir proje. Sanatçıları onurlandırmak açısından bakılınca da aynen öyle.Ancak bu çalışmanın toplumdaki kardeşlik, sevgi ve hoşgörü ortamına katkısı ne olacaktır? Var olan kavga ve husumet çözüme kavuşmadan, geçmişin acısı eksenli siyaset toplumu huzura mı yeni kavgalara mı götürür? Bu doğrultuda sorulacak tüm sorular işin özünü ortaya koymaktadır kanımca. Yapılması gereken yaraların üzerini açmak ve unutulmaz hale getirmek yerine yaraları ve acıları nasıl çözeriz? sorusunu yanıtlamak ve kardeşlik anıtları dikmektir. Anıt yapmak parasal bir iştir ve çok kolaydır. Kardeşlik ve sevgi emek ister, gayret ister ve en önemlisi özveri ister. Bu özveri tek taraflı değildir elbet. Ancak her şeyden önce iki tarafın iyi niyetli çabasıdır asıl olan. Hedef bu olmalı idi. Eğer öyle yapılmaz ise var olan düşmanlık sonsuza dek kalır ve kurumsallaşır. Bu tip anıtlarda düşmanlığın resmi anıtı olur.
Toplumsal bir sorunda tek tarafa hitap eden bir proje soruna nasıl bir yarar sağlar. Haklı haksız konusu her kesime göre yoruma tabi bir konu. Mağdur insanların varlığı da işin en hazin yanı. Karmaşık bir sorunu daha karmaşık hale getirmek bizdeki siyasilerin en iyi yaptığı şey sanırım. Siyasilerin tamamı için insanları en az ikiye bölmek hedef. Bizden ve sizden kurgusu oy almanın en kolay yolu. Bu tip geçmişin sorunları da insanlara mesaj vermede en az emekle en etkili propaganda için bulunmaz nimet. Siyasiler bu olayları o kadar çok kullanıyorlar ki kendileri de bir zaman sonra ipin ucunu kaçırıyorlar.
Kim haklı kim haksız mantığı ile konuya yaklaşıp olayı kan davasına dönüştürmekte mümkün. Kolay olan bu. Tam da bu yapılıyor demek istemiyorum. Ancak köklü çözümü kimse hedeflemiyor. Siyasetin bölücü yanı birleştirici yanından daha çok uygulanıyor ülkemizde. Halkını ve vatanını seven olgun, karakterli, çalışkan, sevgi temelli siyaset yapan siyasilere kavuşmadan siyaset bir miktar yıkıcı etkisini sürdürecek ülkemizde.
Kan davasına dönüştürmeden, bu olayı halkımız için barışın ve kardeşliğin tesis edilmesinde kullanmanın yollarını arayan siyasilere çok ihtiyacı var ülkemizin. Bunun nasıl ve ne şekilde yapılabileceği hakkında farklı yanıt verilebilir. Bu cevaplar özünde kardeşlik söylemi varsa çözüme yakın, düşmanlık söylemi varsa çözümden o oranda uzak cevaplardır. Bu olay her yıl tek taraflı anmalarla sonsuza dek yaşanmış bir acı hatıra olarak kalmaya mahkumdur. Amaç bir olmaksa bu ve benzeri tüm kötü hatıraları sevgi merkezli çözümlerle bir an önce çözmeliyiz. Her kesimden (bilinçli-bilinçsiz) kötü niyetli insanlara kaşınacak yara bırakmamalıyız.
Ülkemizde insanlar arasındaki kültürel farklılıklar herkesin vurguladığı gibi pozitif bir zenginlik. Ancak zenginlik olarak görülen bu kültürel değerler aynı zamanda ayrışmanın ve kavganın da her an kaynağı olabilecek unsurları içinde barındırmaktadır. Böyle karmaşık toplum yapısı kötü niyetli iç ve dış düşmanlarımız için hayli elverişli. Ulusumuzun güçlü bir devlet geleneğinin oluşu şu ana kadar iyi ya da kötü günü kurtarmamızı sağladı. Ancak üst üste gelen bu ve benzeri kötü hatıralar bir gün insanlarımızı da yeter artık diyecek seviyeye getirebilir. Kesinlikle olmasını hiç kimsenin istemeyeceği böyle bir durumu beklemek yerine sorunları çözmenin yolları aranmalı. Bu sebepten toplumun tüm kesimlerini bir araya getirerek toplumsal konularda sağlıklı çözümler üreten bir mekanizma acil olarak kurulmalı. Kardeşlik hukuku her şeyin üstünde tutulmalı.Ayrılıkları değilde ortak noktalara vurgulamak ve her kesime eşit mesafede hareket etmek işin olmazsa olmazı olduğu kesinlikle akıldan çıkarılmamalı Kardeş olmanın ruhuna uygun hareket edilmeli.
Sorunların çözümü için devletin üreteceği çözümler elbette vardır. Ancak bu tür konularda sivil katkı olmazsa olmaz konumdadır. İki kişinin kavgasında üçüncü kişi tabii ki önemlidir. Ancak sorunlu iki kişi olur demeden o sorun kesin çözüme kavuşamaz. Önce sorunlu kesimleri bir araya getirmeli ve sorunu devletin de katkısı ile çözmenin yolları aranmalıdır. Bu zorlu bir süreçtir. Basit bir şey olsa idi şimdiye kadar çoktan çözülürdü zaten. Konunun zorlu olması çözümün ertelenmesini gerektirmez. Kararlı olmak ve iyi niyetli insanlarla çözüm aramak işin temelidir. Bu yapılan çözüm arayışlarına yıkıcı tepkiler bol miktarda olacaktır. Geçmiş acıların tazeliği işin çözümü için bir miktar sorun oluşturacaktır elbet. Ancak sağ duyulu insanımız dünyadaki en hissi özellikleri olan bir toplumdur. İnsanımıza güvenerek üstesinden gelemeyeceğimiz hiç bir sorunun olmadığı kanaatindeyim.
Acı ile bağlantılı yaptığım tahlil çoğu insana saçma gelebilir. Normal karşılarım. Ancak tarih kavga edenlerin başarısızlıkları, birlik içinde olanların ise başarıları ile doludur. Sevgi, birlik, kardeşlik eksenli devletler gücünü en iyi kullanan devletler olmuştur. İçeride düşman yaratma çabası olarak adlandıracağım bu tür kavgalar olmuştur. Ancak bu sorunları çözebilen toplumlar güçlü toplumlardır. Ulusumuzun da o tür toplumlardan olduğuna inandım hep. Tarih de bu düşünceme uygun düşecek sayısız örnekle doludur.
Düşman ile mücadele ulusumuz için hiç bir zaman sorun olmamıştır, olmayacaktır da. Ulusumuz üzerinde yıpratıcı etkisi olan Kardeş kavgasıdır. Kardeş kavgasına hizmet eden her proje bu yüzden basittir benim için. Olaya bir de bu gözle bakmakta hata mı ederiz? Siz ne dersiniz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder