20 Temmuz 2012 Cuma
CHP'nin İktidar Olamama Sebepleri 1
LİDERİN ÖNEMİ
Dünyada geçerli,başat özellikleri olan iki konu ( liderin bir parti için önemi ve din )uzun zamandır CHP'de önemsenmiyor,belki de öneminin farkında değiller. Lider ve Dinin hem ülkemiz hem de partimiz için çok önemli iki etken olduğunu basit birkaç gözlemle her insan rahatça gözleyebilir. Bu iki etkenin CHP tarafından gözardı edilmesinin türlü sebepleri var. Birkaçını ben rahatça söyleyebilirim. Daha fazla etkeni ise parti konusunda daha fazla bilgisi olan kişiler ortaya koyabilir. Partideki yanlış demokrasi anlayışı, örgüt yapısının görev alanların tamamen menfaat beklentisi ile hareket etmeleri , bölgecilik anlayışının partide aşırı güçlü olması gibi olumsuzluklar benim sayabildiğim, basit gözleme dayalı tespitler. Ancak partinin başarısızlığının asıl nedeni olarak yaptığım basit gözlemlerdeki etkenlerin değilde lider ve din konusundaki partinin silik görüntüsünün etkili olduğu kanaatindeyim.
Türkler için liderin ne kadar önemli olduğunu, uzun uzun anlatmaya gerek yoktur diye düşünüyorum. Atatürk dönemi CHP'si ile Menderes'in Demokrat Partisi liderin önemini vurgulamaya yeter. Aynı şekilde Özal ve Tayyib Erdoğan'da lider olarak topluma mesajlar vermiş ve belli başarılar elde etmiş insanlardır. Bülent Ecevit'i başarılı bulanlar vardır. Ben başarılı olarak göreceğim yanlarının olduğunu düşünsem de liderlik vasıflarını taşımadığı kanaatindeyim. Başarısını ağırlıklı olarak iki olaya bağladığım (Kıbrıs Savaşı ve Öcalan'ın ülkeye getirilişi ) Ecevit bir çok konuda başarısız kalmış ve liderlikte, istikrar ve tüm ülkenin önderi olma özelliğini koruyamamış bir insandır.Oy oranını pek çok sebebin de etkisi ile eritmiş ve küçük bir partinin lideri konumuna adeta kendisini hapsetmiştir.
Lider bulma kısmındaki kısırlığın başlıca sebebi örgütün genel başkana aşırı bağımlı olmasıdır. Yeni lider adayının bu kısır döngüyü kırması ve partinin başına geçmesi neredeyse imkansız hale gelmiştir. CHP' nin halkından kopması partiyi küçültmüş, başarısız liderler bu küçülmenin sebebi olarak hiç bir zaman kendini görmemişlerdir. Yüzyıllardır ulusumuz hanedan şeklinde yönetilmiş olmasının olumsuz yanını günümüzdeki demokratik sisteme çok iyi uygulamışlar ve hanedan kafasıyla demokratik sistemi işletmeye çalışmışlardır. Geçmişin hanedan yönetimini kötülemek hiç bir zaman aklımdan geçmez. O yılların doğrusunu bu dönemin doğrusu ile bu kadar kötü sentez yapmak başarısızlığı getirmiştir. Sistem başarısız lideri elemenin yolunu açamamıştır.Elit kadro diye anılan insanların aslında tembel kadro olduğu yıllarca fark edilememiştir. Bu insanlar özel bir şirket yöneticisi mantığı ile bağlı olduğu kuruma hizmet eden değil, bir kamu şirketi yöneticisi mantığıyla kurumunun tüm imkanlarını kullanan bir aristokrat konumuna yükselmiştir. Bu imkanlardan ayrılmak tabii ki insana hayli zor geleceğinden hiç kimse bu makamları bırakmak istememiştir.
Partinin küçülmesini sosyal demokrat yöne kayış, alevi insanların partide yoğun olarak toplanması ve geçmişte yaşanmış baskı imajı gibi etkenler sağlamıştır. İşçi nüfusunun yetersiz olduğu bir ülkede geniş halk kitlelerini ihmal edip sol imaj çizmek ilk başta bir umut yaratmışsa da uzun vadede pek yararlı olmamıştır. Sendikalı işçiler işçi ekseninde değil de siyasi kimlikleri doğrultusunda oy vermişlerdir. Yaratılan sağ-sol kamplaşmasında din figürü diğer partiler tarafından çok iyi kullanılmış ve alevi'lerin CHP yi tercihleri partiyi bu bağlamda oy kaybına uğratmıştır. Lider bu durumda tüm bu sorunlara çözüm üreten kişidir. Ne sosyal demokrasi zararlıdır, ne de alevi yurttaşlarımız kötü insanlardır. Ben bunları vurgularken rakip partilerin avantaj olarak kullandığı bu tespitleri gerçek olduğundan ziyade günümüzde dahi çözülememiş sorunlar olduğundan vurgulamak istiyorum.
Avrupa kültürüne aşırı bağımlılık her başımız sıkıştığında çözümü batıda aramaya itmiş bizleri. Bu Osmanlıdan gelen bir alışkanlık. Onlardan bir çok şey aldık ve yararlandık bu aldığımız şeylerden. Atatürk döneminde alınan şeyler önce yöneticiler tarafından uygulanır ve halka bu şekilde telkinlerde bulunulurdu. Bu uygulamalarda baskı hiç olmadı demek tabii ki imkansız. Ancak şekli unsurların din adı altında toplumu kargaşaya sürüklemesine asla izin verilmemiştir. O geçiş döneminde dahi demokrasi alt yapısı kurulmaya çalışılmış ve demokratik sistemin önemi sürekli vurgulanmıştır. Son dönemlerdeki sosyal demokrat CHP ifade si ile uygulamadaki parti yapısı arasında tam bir tezat bulunmaktadır. Demokrasi adı altında yapılanlar tamamen tiyatro oyununu hatırlatmaktadır. Nedeni ise içinde halk olmadan oynanan, halk konulu bir piyes sergilenmektedir çünkü.
Lider ve bu bağlamda önemini vurguladığım demokratik sistem ülkemiz için çok önemli. İkisini birbirinden ayırt etmememin sebebi başarısız liderlere karşı sigorta görevini demokratik sistemin sağlayacak olmasıdır. Burada üzerinde durulması gereken şudur. Yıllaca CHP de olduğu gibi güçsüz liderlerle bir yere varmak isteği midir amaç, yoksa güçlü ve hedefleri olan bir liderle oluşturulacak amaca ulaşmak mıdır hedeflenen.Yıllarca partimiz bu ikilem içerisinde sürekli güçsüz yönetimi tercih etti. Bunun farklı sebepleri olabilir. Örneğin rakip duruş gösteren kişinin rakipleri tasfiye etme ihtimali bizim toplumuzda her zaman gündemde olan bir tehlikedir. Gelenin gitme alışkanlığının olmayışı, en azından rakibim de zayıf olsun ben de partim de zayıf olsun psikolojisini doğurmuş olabilir dersem CHP deki hizipçiliği bir miktar anlatmış olurum.
Güçsüz liderler baskıcı olmak zorunda kalıyor ve açıklarını çalışarak değil de antidemokratik yollar kapatıyorlar.İlk başta tepki alsa da zaman topluma ve insanlara her şeyi unutturabiliyor. Bunu bilen yöneticilerimiz, batılı bir siyasetçi için siyaseti bırakma sebebi olan bir hata veya başarısızlıkta , bizim siyasetçimiz çok soğukkanlı kalabiliyor ve olanı kendisi için basit bir hata olarak algılayabiliyor. Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi başarılı lider için yapılması gerekenler basit. Sorumluluk ve verilen sorumluluğun karşılığında başarı beklentisi. Yapamayan veya başaramayan gider mantığı şu an için ihtiyacımız olan liderlik vasfıdır. Siyasi örgütleniş şemamızı bu şekilde kurar isek başarı sürekli gelir diyemem ama en azından sürekli başarısızlıklara mahkum kalmayız.
Konuları birkaç etkene indirgemek hatalı sonuçlar verebilir.Ancak başarmak için ortaya çıkan insan başarısızlıkta ne yapacağını bilmelidir. Ancak ondan önce yeterli gücü ona vermekte vatandaş olarak ve halk olarak bizlerin üzerine düşen görevdir. Özellikle CHP için tüm örgütü güncellemek , eğitmek ve halkın içinden ayrılmaması için yapılması gereken ne varsa onları hayata geçirmeli diye düşünüyorum.Ticaretten tutunda her alanda uygulanan başaran kalır başaramayan gider mantığına ne zaman ulaşırız bilmem. Ancak bizlere fabrika kültürü veya işçi kültürü egemen olmadıkça bataklıklar sürekli var olacak ve sivrisinekler sürekli çoğalacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder